
Amaç ve Kapsam
Göç, Ulus-Devlet ve Sınırlar
21. yüzyılın baş döndürücü dönüşümleri, bizleri klasik kavramları yeniden düşünmeye ve yeniden tanımlamaya zorlamaktadır. Çağımızın en tartışmalı olgularından olan göç, ulus-devlet ve sınırlar da bu hızlı dönüşüm ve politik gelişmeler ışığında yeniden düşünülmeyi, tartışılmayı ve tanımlanmayı hak eden kavramlardır. Günümüzde göç yalnızca bir nüfus hareketi değil; iklim krizinden savaşlara, ekonomik eşitsizliklerden politik baskılara kadar çok boyutlu bir küresel kırılmanın temsili haline gelmiştir. Göç olgusu ekonomik dinamiklerle karşılıklı etkileşim içindedir. Bu karşılıklı etkileşim hem göç alan hem de göç veren bölgelerin sosyoekonomik yapılarında derinlemesine dönüşümlere yol açabilmektedir. Bu bağlamda göçün sadece mekânsal bir hareket olarak değil, aynı zamanda ekonomik kalkınma, işgücü piyasaları ve gelir dağılımı ile orantılı toplumsal eşitsizlikler bağlamında da ele alınması önemlidir.
Bunun yanı sıra göçmen bedenler, çağımızın en tartışmalı etik ikilemlerini ve politik gerilimlerini taşımaktadır. Bu bağlamda, göç olgusu modern dünyanın temel siyasal örgütlenme biçimi olan ulus-devlet paradigmasıyla çatışmakta ve bu çatışma sözü edilen etik-politik gerilimin kaynaklarından birini oluşturmaktadır. Ulus-devlet, sınırları çizili, egemenliği tanımlı, kimliği belirli bir toplumsal düzen vaadi sunarken, göç hareketleri bu yapının sınırlarını ve vaatlerini sorgulanmasına neden olmaktadır. Ulusal vatandaşlık kabulü ve küresel insan hareketliliği arasındaki bu karşıtlık pek çok etik politik tartışmanın zeminini oluşturmaktadır.
Bu noktada, sınırlar yalnızca coğrafi çizgiler değil, aynı zamanda kültürel, hukuki ve etik bariyerler olarak da işlev görmektedir. Hannah Arendt’in ifadesiyle “dünya üzerinde bir yere sahip olma hakkı”, yalnızca fiziksel bir mekâna değil, aynı zamanda siyasal varoluşun ve görünürlüğün tanındığı bir toplumsallığa işaret eder. Bu ifade, insan haklarının temellerini sorgulamak üzere birçok araştırmacıya ilham vermiştir. Arendt, burada bir paradoks olduğunu belirtir: İnsan hakları evrensel kabul edilse de, gerçekte ancak bir siyasi topluluk tarafından tanındığında anlamlı hale gelir. Bu nedenle, göçmenlerin bu haktan mahrum bırakılması, yalnızca yerlerinden edilme ya da vatandaşlık dışı bırakılma değil, aynı zamanda siyasal özne olarak tanınmıyor olmaları anlamına gelmektedir. Peki, siyasi öznellik yalnızca vatandaşlık sınırları içinde mi mümkündür? Sınırlar, kimleri içeri alacağımıza ve kimleri dışarıda bırakacağımıza karar verdiğimiz yerlerdir ve bu nedenle sınır tartışmaları, aynı zamanda kapsayıcılık, insan hakları, siyasal aidiyet ve dışlama gibi temel etik ve politik soruların da alanıdır.
Bu bağlamda, göç, ulus-devlet ve sınır kavramlarını birlikte ele almak, bu kavramların birbirlerini nasıl ürettiğini, dönüştürdüğünü ve sınadığını değerlendirmek ve tartışmak; siyaset bilimi, sosyoloji, felsefe, hukuk ve psikoloji gibi farklı disiplinlerin kavramsal araçlarını kullanarak çağdaş dünyanın açmazları karşısında daha etik, daha adil ve daha kapsayıcı bir anlayış geliştirme çabasına katkı sunmak değerlidir ve bu sempozyum çağrısının temel hedefidir. Bu doğrultuda, sizleri Toplum ve Siyaset Felsefesi Derneği ve Gaziantep Üniversitesi Felsefe Bölümü iş birliğiyle 30-31 Ekim 2025 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan “Göç, Ulus-Devlet ve Sınırlar” ana temalı 12. Çağdaş Siyaset Felsefesi Sempozyumu’na davet ediyoruz.
Sempozyum ana temasına uygun olarak geliştirilebilir olan ve sınırlandırıcı olmayan sempozyum alt başlıkları aşağıdaki gibidir.
I. Etik, Adalet ve Öznellik
• Göç ve Etik
• Göç ve Adalet
• Koşullu Vatandaşlık
• Aidiyet ve Tanınma
• Göçmen Beden ve Sınırların Politik Estetiği
• Hannah Arendt ve Haklara Sahip Olma Hakkı
II. Toplumsal Cinsiyet, Kimlik ve Kesişimsellik
• Feminizm: Göç ve Kadınlar
• Göçmen Kadınlar ve Cinsiyet Temelli Sınırlar
• Sürgün ve Kimlik Krizi
• Kültürel Temsiller ve Kimlik Politikaları
• Milliyetçilik ve Aidiyetin Sınırları
III. Sınırlar, Gözetim ve Ulus-Devlet
• Sınır Politikaları ve Biyopolitika
• Sınır Politikaları ve Ulus-Devlet
• Dijital Sınırlar ve Gözetim Teknolojileri
• Hukuk ve Sınır Rejimleri
• Küresel Sınır Politikaları ve Yeni Teknolojiler
IV. Göç ve Yapısal Eşitsizlikler
• Göç ve Ekonomi: Emek ve Sömürü
• Sürdürülebilir Ekonomi Politikaları ve Göç
• Göç ve Eğitim
• Göç ve Sağlık
• Göç ve Gündelik Yaşam Pratikleri
• Pandemi Sonrası Hareketlilik
V. Zorunlu Göç ve Çevresel Kriz
• Zorunlu Göç ve Devlet Sorumlulukları
• Doğal Afetler ve Yerinden Edilme
• İklim Göçü ve Yeni Hareketlilikler
• Kentsel Mekân, Ontoloji ve Göç
Düzenleme Kurulu Başkanları
Eray YAĞANAK, Akdeniz Üniversitesi
Harun ÇAKAN, Gaziantep Üniversitesi
Düzenleme Kurulu
Aysun AYDIN, Düzce Üniversitesi
Fulden İBRAHİMHAKKIOĞLU, ODTÜ
Funda NESLİOĞLU SERİN, Ondokuz Mayıs Üniversitesi
İsmail SERİN, Ondokuz Mayıs Üniversitesi
Muharrem AÇIKGÖZ, Gaziantep Üniversitesi
Pakize Arıkan SANDIKCIOĞLU, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi
Raşit ÇELİK, Ankara Üniversitesi
Selma AYDIN BAYRAM, ODTÜ
Sibel KİBAR, Kastamonu Üniversitesi
Tuğba SEVİNÇ, Kadir Has Üniversitesi
Umut HACIFEVZİOĞLU, Nişantaşı Üniversitesi
Sekreterya
Aslı ŞENTÜRK
Bahar Zozan OK
İrem Nur ÇOLAK
Özet Gönderimi
Sempozyuma katılmak isteyen araştırmacıların, 250-400 kelime aralığındaki Türkçe bildiri özetlerini şablon MS-Word dosyasına uygun olarak 15 Eylül 2025 tarihine kadar tsfdgocsempozyumu@gmail.com e-posta adresine göndermeleri beklenmektedir.
Sempozyumda sunulmak üzere gönderilen çalışmalar kör hakemlik (blind review) sürecinden geçtikten sonra kabul ya da ret edilecektir.
Sempozyumda sunulan bildiriler ISBN’li Özet ve Tam Metin Kitap olarak yayımlanacaktır.
Genel Bilgiler
Bildiri Özeti Gönderimi İçin Son Tarih: 15 Eylül 2025
Kabul Edilen Bildirilerin Duyurulması: 25 Eylül 2025
Sempozyum Programı İlanı: 1 Ekim 2025
Sempozyum Tarihleri: 30-31 Ekim 2025
Sempozyuma Katılım Ücreti: 1.500 TL